SAFRA KESESİ TAŞI TEDAVİSİNDE HEKİME DANIŞIN!..
Özel Sağlık Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yaman, gelişmiş ülkelerde sindirim sistemini ilgilendiren hastalıklar içinde en sık hastaneye yatış nedeni olan safra kesesi taşı hastalığına ülkemizde de sıklıkla rastlandığını belirtti.

05 Nisan 2025 - 16:06 - Güncelleme: 05 Nisan 2025 - 16:11
Toplumlara göre değişmekle birlikte insanların yüzde 6 ila 20’sinde safra kesesi taşı bulunduğunu dile getiren Doç. Dr. Yaman, tedavinin bu konuda deneyimli hekimlerce yapılması gerektiğini söyledi.
Safra taşı gelişimindeki risk faktörleri hakkında bilgi veren Yaman, “Şeker hastalığı, kilolu olmak, kolesterol yükseklikleri, kadın cinsiyeti, ailede taş öyküsü, yüksek kalorili rafine karbonhidrattan zengin, lif içeriği düşük olan gıdalar tüketmek, düşük fiziksel aktivite, çok doğum yapma, uzun süre aç kalma ve hızlı kilo verme, alkolik siroz, bariatrik cerrahi, östrojen tedavisi ya da doğum, hiperinsülinizm ve metabolik sendrom gibi durum ve hastalıklar taş oluşum riskini artırır” diye konuştu.
FARKLI ORGANLARI DA ETKİLEYEBİLİYOR
Hastalığın farklı organlarda da enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. İsmail Yaman, şöyle devam etti: “Safra kesesi karaciğerden salgılanan günlük yaklaşık bir litre safranın toplandığı, küçük, kese biçiminde bir organdır. Kesenin görevi; safra sıvısını depolamak, konsantre etmek ve yemekler mideden ince bağırsağa geçtiğinde kasılarak içinde biriktirdiği safrayı bağırsağa akıtarak sindirime yardımcı olmaktır. Safra içerisinde bulunan lesitin gibi bazı maddeler safranın akışkanlığının korunmasını sağlar. Bu gibi maddelerin eksiklikleri safranın tortulaşıp sonradan da taşların oluşumuna neden olabilir. Safra kesesindeki kasılma hareketlerindeki bozukluk ve kesenin bağırsağa boşalmasını engelleyen durumlar taş oluşumuna neden olabilir. Çeşitli kan hastalıkları ya da yüksek kolesterol düzeyleri de safranın içinde yer alan bileşenlerin değişimine dolayısıyla taş oluşumuna neden olabilir. Safra kesesi enfeksiyonu, pankreas enfeksiyonu, safra yolu enfeksiyonu ya da sarılık gibi ciddi hastalıklara neden olabilir”
ÇOĞUNLUKLA BELİRTİ VERMİYOR...
Taş bulunan kişilerin yüzde 50 ila 70’inde şikayet bulunmadığını ifade eden Doç. Dr. İsmail Yaman, çoğu başka bir nedenle yapılan karın ultrasonografisi ile tesadüfi olarak saptandığını belirtti.
Yaman, “Şikayeti olanlarda genellikle karın sağ üst kesimde ağrı, bulantı ve kusma görülür. Sağ kürek kemiğine ya da her iki kürek kemiği arasına da vurabilen bu ağrı daha sık olarak yemek sonrasında görülme eğilimindedir. Daha nadir olarak sarılık ve yaygın karın ağrısı da görülebilir. Şikayetlere neden olan safra kesesi taşlarında cerrahi uygulanır. Asıl tartışma belirti oluşturmamış, tesadüfi olarak saptanmış olan safra taşlarındadır. Belirti oluşturmaksızın tesadüfi olarak saptanmış olan bu tip hastalarda kesenin yıllar içerisinde sorun çıkarma riski %10-25 arasında değişir. Bu nedenle bu şekilde tesadüfen saptanmış olan safra kesesi taşlarının tümünde ameliyat önerilmez. Bu kişilerde bazı kan hastalıkları varsa, obezite cerrahisi ya da kalın bağırsak cerrahisi geçirecekse, taşlara ek olarak 1 cm’den büyük safra kesesi polipi varsa ameliyat önerilmelidir” dedi.
Ameliyat hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Yaman, “Ameliyatta taşlar değil safra kesesi alınır. Ameliyatta laparoskopik yöntem önerilmektedir. Laparoskopik safra kesesi ameliyatında üç ya da dört adet yarım ve bir cm’lik küçük kesilerden cerrahi gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hastalar daha az ağrı, çok daha küçük kesi, erkenden ayağa kalkma ve gündelik hayata dönüşün yanında hastanede yatış süresinin kısalması gibi birçok avantaja da kavuşmaktadır. Laparoskopik safra kesesi ameliyatı olacak hasta genellikle ameliyatın yapılacağı gün hastaneye yatar, ameliyattan 6 saat sonra hafif gıdalar alabilir ve ayağa kalkabilir, ameliyatın ertesi günü de taburcu edilir” ifadelerini kullandı.
Safra taşı gelişimindeki risk faktörleri hakkında bilgi veren Yaman, “Şeker hastalığı, kilolu olmak, kolesterol yükseklikleri, kadın cinsiyeti, ailede taş öyküsü, yüksek kalorili rafine karbonhidrattan zengin, lif içeriği düşük olan gıdalar tüketmek, düşük fiziksel aktivite, çok doğum yapma, uzun süre aç kalma ve hızlı kilo verme, alkolik siroz, bariatrik cerrahi, östrojen tedavisi ya da doğum, hiperinsülinizm ve metabolik sendrom gibi durum ve hastalıklar taş oluşum riskini artırır” diye konuştu.
FARKLI ORGANLARI DA ETKİLEYEBİLİYOR
Hastalığın farklı organlarda da enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. İsmail Yaman, şöyle devam etti: “Safra kesesi karaciğerden salgılanan günlük yaklaşık bir litre safranın toplandığı, küçük, kese biçiminde bir organdır. Kesenin görevi; safra sıvısını depolamak, konsantre etmek ve yemekler mideden ince bağırsağa geçtiğinde kasılarak içinde biriktirdiği safrayı bağırsağa akıtarak sindirime yardımcı olmaktır. Safra içerisinde bulunan lesitin gibi bazı maddeler safranın akışkanlığının korunmasını sağlar. Bu gibi maddelerin eksiklikleri safranın tortulaşıp sonradan da taşların oluşumuna neden olabilir. Safra kesesindeki kasılma hareketlerindeki bozukluk ve kesenin bağırsağa boşalmasını engelleyen durumlar taş oluşumuna neden olabilir. Çeşitli kan hastalıkları ya da yüksek kolesterol düzeyleri de safranın içinde yer alan bileşenlerin değişimine dolayısıyla taş oluşumuna neden olabilir. Safra kesesi enfeksiyonu, pankreas enfeksiyonu, safra yolu enfeksiyonu ya da sarılık gibi ciddi hastalıklara neden olabilir”
ÇOĞUNLUKLA BELİRTİ VERMİYOR...
Taş bulunan kişilerin yüzde 50 ila 70’inde şikayet bulunmadığını ifade eden Doç. Dr. İsmail Yaman, çoğu başka bir nedenle yapılan karın ultrasonografisi ile tesadüfi olarak saptandığını belirtti.
Yaman, “Şikayeti olanlarda genellikle karın sağ üst kesimde ağrı, bulantı ve kusma görülür. Sağ kürek kemiğine ya da her iki kürek kemiği arasına da vurabilen bu ağrı daha sık olarak yemek sonrasında görülme eğilimindedir. Daha nadir olarak sarılık ve yaygın karın ağrısı da görülebilir. Şikayetlere neden olan safra kesesi taşlarında cerrahi uygulanır. Asıl tartışma belirti oluşturmamış, tesadüfi olarak saptanmış olan safra taşlarındadır. Belirti oluşturmaksızın tesadüfi olarak saptanmış olan bu tip hastalarda kesenin yıllar içerisinde sorun çıkarma riski %10-25 arasında değişir. Bu nedenle bu şekilde tesadüfen saptanmış olan safra kesesi taşlarının tümünde ameliyat önerilmez. Bu kişilerde bazı kan hastalıkları varsa, obezite cerrahisi ya da kalın bağırsak cerrahisi geçirecekse, taşlara ek olarak 1 cm’den büyük safra kesesi polipi varsa ameliyat önerilmelidir” dedi.
Ameliyat hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Yaman, “Ameliyatta taşlar değil safra kesesi alınır. Ameliyatta laparoskopik yöntem önerilmektedir. Laparoskopik safra kesesi ameliyatında üç ya da dört adet yarım ve bir cm’lik küçük kesilerden cerrahi gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hastalar daha az ağrı, çok daha küçük kesi, erkenden ayağa kalkma ve gündelik hayata dönüşün yanında hastanede yatış süresinin kısalması gibi birçok avantaja da kavuşmaktadır. Laparoskopik safra kesesi ameliyatı olacak hasta genellikle ameliyatın yapılacağı gün hastaneye yatar, ameliyattan 6 saat sonra hafif gıdalar alabilir ve ayağa kalkabilir, ameliyatın ertesi günü de taburcu edilir” ifadelerini kullandı.
FACEBOOK YORUMLAR